27 Haziran 2011 Pazartesi

28 haziran öğle namazı - Haydi namaza


"Bir vakit namaz mı, hayat mı?” diye bir soruyla ve tercihle karşı karşıya gelsek ve gözümüzü hiç kırpmadan ve bir saniye bile düşünmeden “namaz” diyemeyeceksek, yaşadığımız hayatı “Hayy” olanın bir armağanı olarak göremiyoruz demektir.

Namaz, kulluk bilincinin zirve yaptığı duraktır. Bir insanın yükselebilecek olduğu en büyük makam, kulluk makamıdır. Namaz işte bizi buraya taşır. Bir insan kendini “kul” olarak kabul etmiyorsa, ne olarak kabul ederse etsin, fark etmez. O artık nefsinde ilahların çarpıştığı bir savaş meydanındadır ve “barış” denen nimetten de çok çok uzaklardadır.

Namaz, mü’minlere, Allah’u Teala tarafından Mirac’da armağan edilen en güzel hediyedir. O Mirac ki, Cebrail’in huduttan öteye bir adım atamadığı, bir yerden sonra, Rabbin huzuruna yalnızca AŞK’la girildiği bir ilahi tören! Zaman ve mekanın ötesinde, fakat aşkın en gizemli nağmelerini ruh ikliminde duya duya, insan olmanın şerefiyle ve seni yaratana “Rabbim” diyebilmenin mutluluğuyla “kul” olma onurunun insana hediye edildiği mutluluk diyarı. Bu diyarın mutluluğunu yalnızca kendisinin tatmasına gönlü razı olmayan Sevgililer Sevgilisi’nin
“Namaz mü’minin miracıdır.” diyerek Rabbi katında bize namazla şefaat etmesi, eğer uyuyan gözlerimizi hala uyandırmıyorsa, yazık!


Namaz, böyle bir iklimin diriltici soluğudur. Dünyanın dönüşü nedeniyle yeryüzünde ezan okunmayan bir an yoktur. Ve beş vakitin her anı dünyada mevcuttur. Dünya anbe an secde ederken, gökyüzünde melekler namaz şöleninde Allah’ı tesbih ederken, her varlık kendi diliyle “Allah” derken, insan, namaza durarak “Allahu Ekber” demiyorsa, kendi kıyametini koparmış demektir.

Namaz Mirac’dır ve Allah ile buluşmadır. Gözyaşlarıyla abdest almayan insan Rabbi ile nasıl buluşabilir?

Namaz, aşkta yok olmanın adresidir. Kendi varlığından başka varlık bilmeyenlerin o adrese gitmeleri nasıl mümkün olabilir? Namazsız insan, kaybolmuş insandır.


Namazla arınan gönül, duygularını aydınlatmıyorsa, sen kimin münevverliğinden (aydın) söz edersin?

Her sabah göklerden gelen diriltici sesi duyup, yeryüzüne merhametle dolmuyorsan, senin varlığından daha büyük eziyet mi vardır?

Secdede, aşkın doruklarında kainatın ruhunu sağamıyorsan, medeniyet meydanına “bozguncu” olarak indiğinin de farkında değilsin.


Namaz arındırıcı ve aydınlatıcıdır. Arınmamış ve aydınlanmamış insan bir şeyin başına geçer ve iktidar olursa, o yer fesada uğramış demektir.

Gece. Yıldızlar ayet ayet gökyüzünden asılıyor. Gökyüzünde şölen var: vaktin melekleri, insanoğluna ikinci kez eline geçiremeyecek olduğu “zaman dilimi”ni sunuyorlar.
“Kalkın ey insanlar, Rabbimiz, sabahı size hediye ediyor!”
diye nida ediyorlar.

İnsan uykuda. İnsan nefsinin kuyusunda. Kuyularda Yusuf yok. Rüyaları yılanlar basmış. Minareden bir ses: “Allahu Ekber!” Yusuf suretinde bir genç ayakta ve namazda: “Allahu Ekber!”

Kıyamet bugün de ertelendi, çok şükür.


Ve ruhumuzun kıyametinin ebediyyen ertelenmesi için hep birlikte haykıralım:

“Haydi namaza!”


Ali Taşcı

28 haziran sabah - illede namaz illede namaz

           

                Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.Nisa (101) 
              (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.Nisa (102) 
              Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.Nisa(103)
               Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).Bakara (239)  

* * * * * *
Düşman önünde savaşta bile namaz
Düşman arkanda kaçarken bile namaz
Kısalmış namaz      
At üstünde namaz
Yaya namaz
Su bulamazsan susuz namaz
Ancak illede namaz illede namaz

Esselamu Aleyna

26 Haziran 2011 Pazar

27 haziran yatsı - Muhammedi duru/lu/ş yatsı


Gecenin koynuna yuvarlandı dünya.
Yakası çözüldü tutkuların.
Gömleği yırtıldı hırsların.
Ayağına yıldızlar dolandı sığ telaşların.
Gözler yeni avuntular arıyor renkli kuyularda.
Bir göz kapağının ardına savruluyor kimlikler, benlikler, bencillikler.
Eşitleniyor âlem.
Yetimin uykusunda bir rüya saltanatı uyanıyor.
Zalimin yastığında bin cehennem alev alıyor.
Aldatıcı aydınlıkları terk eden, yakıcı bencilliklere sırt dönen, çirkin cimriliklerden yüz çeviren rahmet yağmurunun altında ıslanıyorsun şimdi.
Yalnızlığını insanı alaka'dan ve ilgiden yaratan Rabbiyle sonsuz komşuluğa çeviren kutlu elçi'nin yolunu adımlıyorsun şimdi. 
Yüzünü çevirdiğin kıblede bekliyor vuslat müjdesi. 
Sözlerin eylediğin ayetlerde birikiyor sonsuzluk nefesi... 
Bedenini yoğurduğun namazda bekliyor seni "kerimlerin en keremi” Yokluğa meydan "oku"maya dönüştür şimdi namazını.
Bencilliğe karşı durmak için eğ şimdi bedenini. 
Kibirlenmeyi aşağılamak için in şimdiyi secdeye…

Şimdi, yatsı namazı vakti…

Senai Demirci

27 haziran akşam - Muhammedi duru/lu/ş akşam

Alaca vakitlerin hoyratça tırmaladığı loş kentlerde bir yalnızsın.
Yumuşacık yastıkların bencilliği beslediği sağır vakitlerde bir çaresizsin.
Silahların konuştuğu, hasetlerin kol gezdiği, kibirlerin boy verdiği amansız kuyulara itilmiş bir yetimsin.

Elinden tutan yok güneşin bile...
Başını kurtaramıyorsun her akşam göğü kana bürüyen, yıldızları karanlığa bulayan akşamların aldırışsız geçişinden.
Geri gelmiyor gün.

Bir dahası yok yaşamanın.

Akşamın kızılca kıyametini avuçlarında gül kızılı bir dua eyleyen Kutlu Elçi'nin müjdesi duyuluyor dinle...

Çürüyüp giden vakit, nefes nefes solan hayatın özünü damıtmaya çağrılıyorsun seccadeye. Elinden tutamadığın ellerini sonsuzluğa bağla şimdi kıyamda.

Tükeniş rüzgârlarından uzak tutamadığın saçlarını ahrete uzat şimdi rükûlarda.

Bir türlü vefalı aynalara tutamadığın yüzünü sonsuzluğa akıt şimdi secdelerde.

Şimdi, akşam namazı vakti…

Senai Demirci

27 haziran ikindi - Muhammedi duru/lu/ş ikindi


Gölgelerin uzuyor; hatıraların soluyor, güzün solgun yaprakların alnında birikiyor.
Eriyor vakit, kayıp gidiyor avuçların bile avuçlarından.
Tenin çekiliyor dünyanın kıyılarından.
Ayaklarını sıkı sıkıya bastığın toprak seni de çekiyor isimsiz kalmış, unutulmuş bir taşın altına.
Beli bükülüyor mutlulukların.
Sesi kısılıyor hesapsız sevinçlerin...
Dudağı kuruyor sahte ümitlerin...
Asr'ı saadet eyleyenin elinden kanatlanıyor ümit kuşları.
Vakti, sonsuzluğun avuçlarına akıtan elçi'nin gözlerinden uçuyor hüznün baygın kelebekleri.
Dünyayı, ebediyetin tarlası eyleyip terk edilmiş tohumları uyandıran Muhammed’in [asm] yüzünden geçiyor sevinçli maviler.
Yüzünü sonsuz aynalara hazırlayan, sözünü sonsuz mutlulukların vadisine akıtan, gözünü bitmez huzurların pencere önüne taşıyan O Elçi'nin eğildiği yere eğil şimdi.
Rükûlarda dirilt ümitlerini, secdelerde bul yitirdiklerini.

Şimdi, ikindi namazı vakti.

Senai Demirci

27 haziran öğle - Muhammedi duru/lu/ş öğle

Bin telaşın yamaçlarında savruluyor saçların.
Koşturmaların ortasında serin bir rüzgârı özlercesine kıvranıyor kalbin.
Vaktin zirvesinde uykuların en talihsizi yakışıyor yakana.
Uyanmayı sonuna çok gören bir uyku bu…
Gün uykusu.
Gündüz sarhoşluğu.
Yoğun işlerin, önemli önceliklerin, ertelenmiş düşlerin sonrasında, yakınlıkların en güzelini özlüyor, sılasına uçmak istiyor ruhun.
Gelişiyle "ateşlerin söndüren" o Elçi'nin bin umutla koştuğu, sonsuz tebessümle sığındığı o kapının eşiğindesin şimdi.
Varlığıyla sağır duvarları yıkan, bakışıyla küskünlükleri deviren, duruşuyla uzaklıkları eriten ‘Gül Yüzlü’nün özle(n)diği yerde çağrılısın şimdi.
Tenini bin gülistanda ağırlıyor rükûların hepsi.
Ana şefkatinden öte bir şefkatle üzerine titreyen, kederlerinin hepsini kalbinden silip süpüren, korkularının cümlesini sessizliğiyle susturan o Elçi'nin durduğu yerde durasın, durulasın şimdi.
Şimdi, öğle namazı vakti.

Senai Demirci

27 haziran sabah namazı - Muhammedi duru/lu/ş sabah

Bir gül tazeliğinde selamlamak üzere gün seni…
Kalbine binlerce şafak dokunuyor gün ışığının parmak uçlarından.
Bir müjde giyiniyor sokakların çehresi.
Bir taze nefes olup göğsünde alıyorsun yeni âlemi...
Bir diri bakışla çerçeveliyorsun kaldırımları, sokak gölgelerini, gürültüleri.
Sözüyle bütün sabahları müjde eyleyen Kutlu Elçi'yle ağız birliği etmek üzeresin şimdi.
Göğün ve yerin nuruna elçilik eden o aydınlık yüz'ün yöneldiği kıble dönüyor yüzüne.
O ebedî tebessümün hep yine hep yeniden doğduğu an öpüyor alnını şimdi.
Sana senden de yakın olanın,
seni senin seni sevmenden de önce sevenin sonsuz ve sessiz yakınlığı değsin alnına.
Secdede bekliyor sonsuz ve yumuşak yakınlıkların hepsi.
Şimdi, sabah namazı vakti...

Senai demirci

26 haziran yatsı - gönlün namazı


Yunus Emre diyor ki:
Tevazu ile gelsin, kimde erlik var ise.
Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise.
Kim ki yüksekte gezer, er geç yolundan azar
Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.
Aksakallı bir koca, hiç bilmez ki hal nice
Boşa gitmesin hacca, bir gönül yıkar ise.
Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı
İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.
Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
Yol odur doğru vara, göz odur Hakkı göre,
Er odur yerde dura, üstten bakan göz değil.
Doğru yola gittinse, er eteğin tuttunsa,
Bir tek hayır ettinse, biri bindir az değil.
Yunus sözleri çatar, balını yağa katar,
Çok kıymetli mal satar, cevherdir o, tuz değil
* * * * * * 
Ne güzel sözler bunlar
Gönül Çalabın tahtı, Çalab gönüle baktı
Dış yüzüne o sızar, içinde(gönlünde) ne var ise
Bir kez gönül(Çalabın evini) yıktın ise, bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki  millet dahi elini yüzünü yıkamaz değil

Namaz öyle bir şey ki
Seni bir yola koyması lazım, seni bir hale sokması lazım

Namazda işte tam da bu yüzden Allah bize dilettirir
sapasağlam-dosdoğru yola iletilmeyi
nimetlendirilenlerin hali ile hallenmeyi, dalaldaki şaşkın halden kurtulmayı
Ve Bize bunları söyletirken, biz bunları söylerken, dilimize değil de, 
Allah Gönüle bakar, 
Söylenene değil, dudaktan dökülene değil, harflere, hecelere, arapçaya, türkçeye değil
Gönüldeki anlama, manaya, oluşa, duruşa, bakışa, yanışa bakar
Gönül işittiğini, okuduğunu nasıl aldı, nasıl anladı, nasıl tarttı, gönlün hangi köşesine koydu, ne kadar önem verdi, hiç işitmemiş gibi mi oldu, işitik ve iman ettik mi dedi?
İşte bu yüzden Gönüle bakan " Ne dediğinizi bilinceye kadar sarhoşken namaza yaklaşmayın" der
Ne dediğini bilmiyorsa, Gönüle bakmak anlamsız, kabul dese kabul değil , red dese kabul değil
Ne dediğinizi bilmediğiniz namazlar kabul değil
Çünkü gönle bir renk vermiyor ki, gönülde bir tını oluşturmuyor ki
Allah Gönle baktığında bir şey görmüyor ki
Yok hükmünde namazlar sonucunda yok hükmünde gönüller üretiyor

Herkeze gönlünce namazlar

Esselamu Aleyna

25 Haziran 2011 Cumartesi

26 haziran akşam - kıyamet suresi ile namaz



Nasıl bir mahumiyet yaşadığımızı kıyamet suresinin okunduğu bu video ne güzel anlatıyor.
Mahrumuz biz namazdan mahrumuz
Biz namaz falan kılmıyoruz

Bir çözüm bulunması lazım
Dev bir ekrandan bu videodaki gibi önceden belirlenen metin imamın sesine duyarlı bir elektronik cihaz tarafından akıtılabilir.
İmamın görebileceği bir yerde daha ufak bir ekrandan arapçası meali ile birlikte akıtılabilir.

Ne bileyim ben,
Bir şey yapmalı
Ümmet namazla yeniden kucaklaşmalı
Aralarını ayırdığımız kuran namaz ile buluşmalı
Ayetlerin manaları namazda yürek ile zihin ile kavuşmalı

Bu ayrılık bir şekilde bitmeli
Allahın birbirine kavuşturulmasını emrettiği iki şey arasındaki kesiklik bir şeyler yapılmalı ve giderilmeli

Suyun kavrulmuş çorak topraklara değdiği gibi değmeli Kuran gönüllerimize inmeli
Ancak suyu bulmak öyle zor ki, imkansız çünkü;
Suyu getireni öldürecekler,
Ferhata deli diyecekler,
Ferhatın getirdiği suya zehirli raporu verecekler
Ferhatın künklerini kıracaklar, yerle bir edecekler

Kendi sularını ümmete verecekler
Su öyle bir su ki
Ümmet elini uzatacak, yüzünü uzatacak, dudaklarına değsin diye su
Ancak o su onlara değmeyecek,

Su öyle uzak, öyle uzakta ki!...

Su isteyene o kadar yakın ki!...

Su indi aslında, Su indirildi aslında, Su bize indirildi aslında
Su kılıflandı, üzeri kaplandı, şimdi duvarda askıda

Namaz, o dönemde suyun kurnası idi
Ezan suyun akışının müjdecisiydi
Ümmet arınma evine koşuyordu, suya koşuyordu
Allah resulü ayet ayet ümmeti yıkıyordu, paklıyordu

Onlar şanslıydı
Onlar Araptı, Allah resulü Araptı, Kuran Arapça iniyordu.
Bizler şanslıyız
Teknoloji elimizde, Translatörler elimizde, Ekranlar elimizde, İlahiyatlar elimizde, Yazılımlar elimizde, Donanımlar elimizde
Bizler şanssısız
Kuran bizden alındı, Kuran bizden çalındı,
Kuran 28 kilitli sandığa salındı, kör kuyulara atıldı
Kuran hapis diyenin dilini kesiyorlar
Kuranın ucundan tutanın elini kesiyorlar

Yandım Mevlam su!...
Yağdır Mevlam su!...

Esselamu Aleyna

26 haziran ikindi - ağlayan imam



Ve kâletil yahûdu uzeyrunibnullâhi ve kâletin nasârel mesîhubnullâh(mesîhubnullâhi) zâlike kavluhum bi efvâhihim yudâhiûne kavlellezîne keferû min kabl(kablu) kâtelehumullâh(kâtelehumullâhu) ennâ yu'fekûn(yu'fekûne).

Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!

İttehazû ahbârehum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi vel mesîhabne meryem(meryeme), ve mâ umirû illâ li ya'budû ilâhen vâhidâ (vâhiden),lâ ilâhe illâ huve,
subhânehu ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a
ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.

Yurîdûne en yutfîû nûrallâhi bi efvâhihim ve ye'ballâhu illâ en yutimme nûrehu ve lev kerihel kâfirûn(kâfirûne).
Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.

Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn(muşrikûne).

O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.

Anlamak, anlamlandırmak
Namazın olmazsa olmazı
Ne dediğinizi bilinceye kadar sarhoşken namaza yaklaşmayın
Bilmiyoruz, İmamın ne dediğini bilmiyoruz.
Bilmiyoruz, Beynimizde meallendirmezsek ne dediğimizi bilmiyoruz.
Hoş meallendirsek bile akıcılık kayboluyor, algı bozuluyor.

Allahım ne dediğimizi bildiğimiz namazlar ver bize

Esselamu Aleyna

26 haziran öğle - Anlıyarak namaz kılmak böyle bir şey



İşte anlamını bilerek namaz kılmak böyle bir şey

Ve kadâ rabbuke ellâ ta’budû illâ iyyâhu ve bil vâlideyni ihsânâ(ihsânen), immâ yebluganne indekel kibere ehaduhumâ ev kilâ humâ fe lâ tekul lehumâ uffin 
ve lâ tenher humâ ve kul lehumâ kavlen kerîmâ(kerîmen).
Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, 
anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. 
Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, 
sakın onlara “öf!” bile deme; 
onları azarlama; 
onlara tatlı ve güzel söz söyle.

Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ(sagîren).
Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir 
ve de ki:
“Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”

Rabbukum a’lemu bi mâ fî nufûsikum, in tekûnû sâlihîne fe innehu kâne lil evvâbîne gafûrâ(gafûren).Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. 
Eğer siz iyi kişiler olursanız, 
şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.

İşte biz hiç bir zaman böyle bir namaz kılamıyacağız
Çünkü biz Türküz
Ve arapça bilmiyoruz

Kurandan mahrum namazlarımız
Bizi nasıl koruyacak?
Bizim kalbimize, zihnimize, yüreğimize Nasıl inecek?
Bizi nasıl eğitecek de kötülüklerden,fahşadan engelleyecek?
Kuransız namaz nasıl namaz olacak?
Anlamadığın namaz ancak anlamsız namaz olacak.
Anlamsız namazlar kılınacak, Ancak o namaz insanı kılamayacak.

Bilmem ne yapmalı? ne etmeli? gerçek namaz kılmalı
Acizane yöntemim fatiha ve zammı sureden sonra her rekatte meali açıp 6-7 ayet okumak
Namaza kuran katmak, Namaza anlam katmak,
Videodaki namazı bulmak, Allah resulü zamanındaki namazı aramak

Sizce hangi namaz, Allahın muradı? namazın amacı?
hiç bir şey anlamadığınız Arapça namazlar mı?
sırayla her gün tekrarladığınız yine bir mealden mealini ezberlediğiniz 10-15 sure ile kılınan namazlar mı?
Türkçe de olsa Kuranla/mealle kılınan namazlar mı?

Hayırlı düşünceler
Hayırlı namazlar

Esselamu aleyna

26 haziran sabah - seherlerde


Seherlerde kalkmazmısın
Nur çırası yakmazmısın
Sen Allahtan korkmazmısın?
Allah de kalbim Allah de
***
Seherlerde deryaya dalsam
Elini elime alsam
Nur cemalini bir kere görsem
Allah de kalbim Allah de
***
Seherlerde bir su akar,
Hep aşıklar ona bakar,
Allah ismi kalbim yakar,
Allah de kalbim, Allah de !
***
Seherlerde kalkta otur
Sağ elini kalbine götür
Dilin ile salavat getir
Allah de kalbim Allah de
***
Seherlerde uyku haram
İnan kardeş dünya yalan
Malın mülkün olur talan
Allah de kalbim Allah de
***
Sen kendini özendirme
Altınlara bezendirme
Sen rabbini gücendirme
Allah de kalbim allah de
***
Nur dağının ağacıyım
Hem tatlıyım hem acıyım
Ben rabbimin muhtacıyım
Allah de kalbim allah de

Sen Allahtan korkmazmısın?

Hayırlı korkular
Hayırlı namazlar

Esselamu Aleyna

25 haziran yatsı - uyan ey gözlerim uyan


Rivayet odur ki Osmanlı Padişahı Sultan 3. Murad, bir sabah uykusuna yenik düşer ve böylece sabah namazını kaçırır... Namazı kaçırması Sultanı o kadar üzer ve Allah'tan korkusu yüreğini o kadar acıtır ki Sultan üzüntü ve korkusunu bir şiire döker...

uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan
azrail'in kasti canadır inan
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

seherde uyanırlar cümle kuşlar
dilli dillerince tespihe baslar
tevhit eyler dağlar taslar ağaçlar
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

semavatin kapularin acarlar
müminlere rahmet suyun saçarlar
seherde kalkana hülle biçerler
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

bu dünya fanidir sakin aldanma
mağrur olup taç-u tahta dayanma
yedi iklim benim deye güvenme
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

benim, murat kulun, sucumu affet
sucum bagislayub günahım ref'et
resul'un sancağı dibinde hasret
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bize ne olmuş ki,
üç kıtanın padişahı
Bizim gibi milyonlarca tebaası olan
Devrinin en zengin, en kudretli insanı
bir namaz kaçtı diye
renkten renge giriyor, düşünce çilesi çekiyor
halden hale geçiyor, sıkıntıya düşüyor

Biz ne kadar rahatız kaçan namazlarımıza

Rabbim bize kaçırdığımızda, sıkıntısına düştüğümüz namazlar nasib et Aminnn!...

Haydi padişahım sizde namaza
Haydi kraliçe hazretleri sizde namaza

Esselamu Aleyna

25 haziran akşam - Niyet, niyet, niyet



 NİYETİN NEDİR?
Amelin güzel değilse 
Namazını sorgula, namazın nasıldı? 
Namazın güzel değilse 
Namaza niyetini sorgula, nasıl niyet ettin? niyetin neydi? 
Niyetin güzel değilse 
Abdestini sorgula, nasıl abdest aldın? 
Abdestin güzel değilse 
Abdeste niyetini sorgula, nasıl niyet ettin? niyetin neydi?



NİYETİN NEYSE O OLUR
Abdeste niyetin güzel olursa
Abdestin güzel olur 
Abdestin güzel olursa 
Namaza niyetin güzel olur 
Namaza niyetin güzel olursa
Namazın güzel olur 
Namazın güzel olursa 
Amelin güzel olur.

Hayırlı niyetler
Esselamu aleyna

25 haziran ikindi - FATİHANIN ZİHNİ İNŞASI 10

fatiha bize ümmet/biz/cemaat şuurunu verir
Besairul Kuran tefsirinde Ali KÜÇÜK diyorki;
5: “Ancak sana kulluk eder ve ancak yardımı sen­den dileriz.”

Fâtiha’nın bu bölümünde Rabbimiz bizim yalnız olmadığımızı, bizim gibi inanan, bizim gibi düşünen bir İslâm ümmetinin üyesi oldu­ğumuz şuurunu veriyor bize. “Ancak sana ibâdet eder ve ancak sen­den yardım dileriz.” Dikkat ederseniz fiiller tekil değil, çoğuldur. Yâni “yalnız sana ibâdet ederim ve yalnız senden yardım beklerim” şek­linde tekil değil, “yalnız sana kulluk yaparız ve yalnız senden yardım bekleriz.” Biz tek başına namaz kılarken de böyle demek zorundayız. Ben yok, biz var. Bunun mânâsı şudur:

“Ya Rabbi, tüm varlıklar, göklerde ve yerde ne varsa hepsi sana kulluk yapmaktadır. O varlıklardan birisi olarak ben de onla­rın arasına katılıp sana kulluk yapıyorum. Ama sadece ben değil, biz sana kulluk yapıyoruz” demektir bunun mânâsı. Yâni ben yalnız ken­dim O’na, O’nun istediği kulluğu, O’na lâyık kulluğu yapamaya­cağım için kendimi diğer mü’min kardeşlerimin ve tüm varlıkların içine kata­rak ancak sana kulluk yaparız diyorum. Duanın kabulü, ibâdetin ka­bulü için böyle demek daha güzeldir. “Ya Rabbi! Biliyo­rum ki şu benim ibâdetlerim sana lâyık değildir. Sana lâyık olarak yapılan ibâdetler ve dualar arasında benimkini de kabul buyur Al­lah’ım” demek daha uy­gundur. Bunu bize tarif buyuran Rabbimizdir. Eğer O böyle bir sûre indirerek bizi bilgilendirmemiş olsaydı bizim bunu kendi kendimize bilmemiz mümkün olmayacaktı.

Bir de yine buradan anlıyoruz ki Rabbimiz; bizim cemaat ol-ma­mızı iste­mektedir. “Ben” değil “biz” olmamızı istiyor. Fâtiha’da biz­den bu ko­nuda ahit alıyor ve bu ahitlerimize sâdık kalmamızı, bu ahitlerimizi sosyal hayatımızda gerçekleştirmemizi istiyor. Sûrenin bu bölü­münde bir taraftan bize bu konuda yol gösterirken, diğer taraftan da kendisine kendisinin istediği gibi kul olamayanları, Rablerini tanı­ma-yanları, Rablerini Rab kabul etmeyenleri uyarırken, bir diğer taraf­tan da onların da Rablerini Rab bilecekleri ve sadece O’na kulluk edecekleri âna kadar bizim tebliğ için onlara gitmemiz gerektiğini, bu uğurda her şeyimizi feda edecek biçimde çırpınmamız gerektiğini an­latmaktadır.

25 haziran öğle - Allaha yüzünü teslim etmek



Ve men(her kim) yuslim(teslim eder) vechehu(vechini/yüzünü) ilâllâhi(Allaha) ve huve muhsinun fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, ve ilâllâhi âkibetul umûr(umûri).

Kim iyilik eden biri olarak yüzünü Allah'a teslim ederse o en sağlam kulpa yapışmıştır. İşlerin sonu Allah'a varır. (Lokman 31/22)
Her kim Allahı görüyormuşçasına yüzünü/özünü Allaha çevirirse işte o en sağlam bir kulpa yapışmıştır, işlerin sonu da Allaha döner. (Lokman 31/22)


iyiliği kendine iş ve âdet edinerek Allah'a yönelip yüzünü O'na teslîm eden kimseden daha güzel dinli kim vardır? ....... (Nisa 4/125)

Secde: Yüzünü iki elinin arasına alıp herkezden gizleyerek, kimsenin göremiyeceği, Yalnızca Allahın göreceği konuma getirmek ve yüzünü  Allaha teslim etmek,

Secde: İşte Allahım yüzüm senin demek

Müslüman teslim olanlar demek, Müslim teslim olan demek, teslim edilen yüz, teslim alan Allah,

Secde: Müslüman olduğumuz an, Allaha teslim olduğumuz an

Secde: Müslüman olmanın ne demek olduğunu anladığımız an

Secde: Allahı andığımız an, Allaha adandığımız an,

Secde: duaya dadandığımız an, Allaha dayandığımız an

Secde: Al beni diye alnımızı yere vurduğumuz, yüzümüzü Allaha sunduğumuz an

Secde: Artık bu yüz, bu göz, bu kulak, bu burun, bu ağız, bu dil senin emrinden çıkmaz, sana muhalefet etmez, Al Allahım, sana teslim Allahım dediğimiz an

Secde: Ona buna yüz vermeyi bırakıp, yüzümüzü Allaha verdiğimiz an

Haydi yüzünü Allaha teslim etmeye
Haydi secdeye

Hayırlı secdeler

Esselamu aleyna

24 Haziran 2011 Cuma

25 haziran sabah - Namaz kuşu


Bizi bizden başka böyle bekleyecek biri yoktur.
Hatta, belki biz bile

"Sizi cehenneme sevk eden nedir? 
Namaz kılanlardan değildik" derler 
(Müddesir 74/42-43)

Namaz ile kişinin ahireti arasında böyle bir denge ilişkisi var

Kafesteki kuş benim/sensin
Dışardaki kuş yine benim/sensin
Kafesteki kuşun duası ne olur kaçma, ne olur gitme!...
Ne olur namazım!... beni terketme!...
Dışardaki kuşun kafesi seccade, kuş namazım/namazın
Böyle istersen, böyle dilersen
İnşallah, inşallah merak etme

Kendimizi ancak biz kurtarabiliriz
"Biz herkezin kuşunu kendi boynuna doladık"(İsra 17/13)
Namaz kuşunu kaçırma elinden
Sen seni bekle!...

Hayırlı beklemeler
Hayırlı namazlar

Esselamu Aleyna

Bu sabah namazında, hayalinde,  bir kuş ol da
Kon kafesin tepesine ve kendini bekle
Etkin. Z

24 haziran yatsı - inşirah

İnşirâh…
İnşirâh…
İnşirâh…
Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.
Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah..
Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…
katran karası olmuş göğsümü bir açıver…
Daraldım…
Bir bakıver..
 

“Biz senin göğsünü açıp genişletmedikmi?”
(inşirah/1)
Genişlettin ey yar!
Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime,
damla damla gözlerime düştün.
Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.
Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,

sen gönlüme tılsım sürdün.
Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, 

tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…
Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.
Soluklanmak istiyorumYa Rab!
Gece yeminli konuşmuyor benimle.
Gece küskün bana,
yalnız bıraktım onu gelirim diye.
Gitmedim ona Ya Rab!
Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.
Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.

İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.
Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.

Yıllanmış sevgilerin koynundan.
Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…

Gönlümün tenhasından geliyorum.
Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.
Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.

Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.
Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.


Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.
Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.
Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.
İçimin vahalarından kurtar beni.

İnşirah inşirah inşirah…
ayet ayet genişlet beni.


“Yükünü senden alıp atmadık mı?
O senin belini büken yükü .”
(inşirah/2)

Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.
Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık,
yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden
alarak belimi sen doğrulttun.
Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.
Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.
Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.
Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.
Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…
Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim
oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…
Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…

Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.
Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.
Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.


“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.
Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..
verdin de ben kıymetimi bilemedim.
Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.
Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.
Her insan ektiği biçer değil mi
Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.
Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar 

fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.
biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.
Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…
Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,
kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.

Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.
Amansızım,dermansızım,fermansızım.
N’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.

Gözyaşına  gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.

İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.

“Yalnız Rabbine yönel.”(inşirah/8
Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim
Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,

bilirim geri çevirmezsin beni kapından.
Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,
ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.
’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim

Ya Rab!.
Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,

sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.
Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! 

Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.
Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,

atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,
her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,
sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.
Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi 

ben senden bir inşirah istemeye geldim…
 

İnşirah inşirah inşirah 
ayet ayet ferahlamaya geldim.

N’ola ahh n’ola Ya Rab , 

ben sende kalmaya geldim.
Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

Alıntı

24 haziran akşam - HER ABDEST BİR YEMİNDİR


UNUTMAYIN Kİ;
HER ABDEST BİR YEMİNDİR ASLINDA
BU ELLER BİR DAHA HARAMA GÜNAHA UZANMAYACAK! 
BU AĞIZ HARAMA AÇILMAYACAK! 
BU DİL BİR DAHA KÖTÜYÜ SÖYLEMEYECEK,İFTİRA ETMEYECEK, YALAN SÖYLEMEYECEK,DEDİKODU YAPMAYACAK! BU BURUN DENİ ARZULARIN PEŞİNDE KOŞMAYACAK! 
BU KOLLAR HARAMA SARILMAYACAK! 
BU GÖZLER HARAMA BAKMAYACAK! 
BU BEYİN KÖTÜYÜ PLANLAMAYACAK! 
BU KULAKLAR HARAMI DUYMAYACAK! 
BU AYAKLAR HARAMA ADIM ATMAYACAK!
SÖZ VERİYORUM ALLAHIM! 
EVET İTİRAF EDİYORUM BUNLARI YAPTIM,AFFET! 
TEMİZLE, ARIT BENİ, SEN TEMİZLEMEZSEN BEN TEMİZLENEMEM! 
BANA YARDIM ET, BENİ TEMİZLE , BENİ ARIT!
HER ABDEST BU ANLAMA GELİR 
YA DA GELMELİ 
FARKINDAMIYIZ?
ABDESTMİ ALIYORUZ? YOKSA EL YÜZMÜ YIKIYORUZ?
ABDEST RUHUMUZDA BEYNİMİZDE BÖYLE ALGILANIYORMU? YANKILANIYORMU?
EĞER ABDEST BÖYLE ALINMIŞSA 
UZAKTA DEĞİL HEMEN EVİNİZİN ÖNÜNDE, 
ÇOK YAKININIZDA,HATTA EVİNİZİN İÇİNDE 
İSTEDİĞİNİZDE HEMEN BULABİLECEĞİNİZ 
ARITICI, TEMİZLEYİCİ, DURULAYICI BİR NEHİR BULURSUNUZ 
BÖYLE BİR NEHİRDE GÜNDE 5 KEZ YIKANANDA 
KİRDEN, GÜNAHTAN ESER KALIRMI?
Etkin.Z

24 haziran ikindi - çatlarcasına namaz kılmak



ölüyor gibi namaz kılın
yürekleri çatlıyor gibi namaz

24 haziran öğle namazı - yakalanmak alnından



Allahın onu gördüğünü bilmiyor mu?
Yoooo hiç te öyle değil, (aklı başına gelip) son vermezse eğer, yeminle biz o alnı yakalayacağız / Hele bir vazgeçmesin, onu alnından yakalarız /İş, sandığı gibi değil! Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz!//
O yalancı, günahkar alnı (Alak 96 / 14-16)


Bugün namazda secdeye götürürken alnımızı bu ayeti kerimeleri içimizden geçirelim.

Şimdi alnımızı sunuyoruz Rabbimize

Ve onun için Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah diyoruz
İçten, gönülden, derinden, 

Eksiksiz olan yalnız sensin, Kusursuz olan yalnız sensin, Hatasız olan yalnız sensin

İşte Rabbim yalancı, günahkar alnım
İşte bu alçak alnım, en alçakta
İşte bu alçak alnım Sana en yakın olduğu anda, ENN YÜKSEKTE

Yardım et Allahım, Mağfiret et Allahım, Affet Allahım
Temizlenmeye geldim Allahım tövbe, tövbe, tövbe
Temizlememe yardım et Allahım, Dönüştürmeme yardım et Allahım, 

İşte Allahım!... Alnım!..., nefsimden kurtar beni, tut alnımdan kurtar beni
İşte Allahım!... Hayatım!..., tut beni, beni bana bırakma, ben seninim Allahım,
İşte Allahım!..., Alnım!..., temizlenmeyi diliyorum, istiyorum
İşte Allahım!...  kulun, kulcuğun, kulcu..., ......................

Abdestte sularla yıkadım yüzümü, alnımı önce
Abdestte değemediğim, ulaşamadığım düşüncelerimi meshettim de arıttım
Ve temizliğe niyet etmiş alnımı Sana uzattım
Senin diye, Al diye, yardım diye, temizle diye, mağfiret diye, af diye,

Yüzümü yönelttim/döndürdüm Subhan olan Allaha
Hanif olarak/Birleyerek (Hayatımda tek söz sahibi olarak onu bırakarak)
Müslim olarak/ Allaha teslim oldum, Alnımı Allaha verdim
Ve ben müşriklerden değilim / iki yüzlü değilim / iki ayrı kişi gibi yaşamam hayatı
Tek yüzüm var, tek alnım var işte o da sende Allahım
Benim namazım Allah içindir / gösteri değil, başkaları için değil, laf olsun diye değil
Benim yapıp, ettiklerim Allah içindir / şeytanın hizmetinde değilim, nefsimin hizmetinde değilim
Benim hayatım Allah içindir / Bu hayatı veren zaten O, Nefsim ilahım değil
Benim ölümüm Allah içindir / yoksa bu alnımı kim kurtarır yevmiddiyn de Adaletten?
Ey Alemlerin Rabbi tut beni!... Rahmetinle yakala beni alnımdan!...

Allahım Rahman ve Rahim ismine bırakıyorum alnımı...
Kabul et!..., lütfet!..., yardım et!...
Bismillahirrahmanirrahim!...

SUBHANE RABBİY EL-ALA
SUBHANE RABBİY EL-ALA
SUBHANE RABBİY EL-ALA

Hayırlı secdeler
Hayırlı yakalanmalar

Esselamu Aleyna

23 Haziran 2011 Perşembe

24 haziran sabah namazına - şükür namazı kılmak


Bugün namazda kuran kıraatini lokman suresinin bir kısmı ile yaptım

Namazı kılarken, namazım kendiliğinden bir şükür namazına dönüşüverdi.

Andolsun ki biz, Lokmana " Allaha şükret diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi için şükreder, kim de nankörlük ederse bilsinki Allah zengindir.....(Lokman 31 / 12 )

Surenin burasına gelince kıraati kestim 
Bir an düşündüm, düşündüm, düşündüm
Ve
Allahım kıyamda durabildiğim için şükürler olsun
Allahım dilimle şükredebildiğim için şükürler olsun
Allahım zihnimle şükredebildiğim için şükürler olsun
Allahım namaz kıldığım için şükürler olsun
Allahım verdiğin hikmet için şükürler olsun
Allahım hikmetine ulaşabildiğim için şükürler olsun
 dedim, ruküya vardım

Subhane Rabbiy el aziym ler den sonra
Allahım eğilebildiğim için şükürler olsun 
 dedim, ruküdan kalktım

Hamdettim, ardından
Allahım doğrulabildiğim için şükürler olsun 
dedim secdeye vardım

Subhane Rabbiy el ala lardan sonra
Allahım secde edebildiğim için şükürler olsun 
dedim secdeden doğruldum

Allahım secdeden doğrulabildiğim için şükürler olsun dedim

ikinci secdeyi de bu şekilde yaptıktan sonra

Bi havlillah diyerek tekrar kıyama kalktım secdeden
Allahım secdeden kalkacak kuvveti verdiğin için şükürler olsun dedim

Namazı bu şekilde kılarak devam ettim ve bitirdim.

Şükür, bize farkında olmadığımız nimetleri bize hatırlatıyor.

Şükür, suyun içindeki balığın suyu farketmemesi gibi, 
bir nimet denizi içinde yüzen, bu yüzden sahip olduğu nimetleri  farkedemeyen insanoğluna 
nimetleri farkettiriyor, nimetleri vereni farkettiriyor,

Hayatada aksettirmeli bu ayeti kerimeyi
Bir sakat gördüğünde hemen şükretmeli
Bir yoksulu gördüğünde hemen şükretmeli
Bir ....... gördüğünde hemen şükretmeli
Gözler şükrü aramalı

Allaha Şükür!

Haydi şükür avına
Bol şükürlü namazlar

Esselamu Aleyna

23 haziran yatsı - ne söylediğinizi bilinceye kadar


Ey iman edenler!  
Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, 
bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın.

cünub iken namaza yaklaşan yoktur her halde

ya sarhoşken namaza yaklaşan
ayete göre ikisi arasında bir fark yok

sarhoşken de namaza yaklaşan yoktur her halde
yok mudur?

ya ne dediğimizi bilmeden körlemesine kıldığımız namazlar?

sarhoşken namaza yaklaşmanın yasaklanmasının sebebi açıkça ayette belirtiliyor, 
NE SÖYLEDİĞİNİZİ BİLMEMEK

Bu kadar önemli mi ne söylediğini bilmek?
Bu kadar önemli mi namazda ne söylediğini anlamak?

Ne söylediğimizi bilmiyorsak namaza yaklaşamayacağız, cünub gibi
Eğer namaza yaklaşmışsak ne söyleyeceğimizi bileceğiz, anlayacağız.

ya bilmiyorsak Arapçayı
O zaman MEALİNİ EZBERLEYECEĞİZ başka yolu varmı?
Çünkü ne söylediğimizi bilmek zorundayız

O zaman Namaz kılmak için Türkçe meal farz mı değil mi?
Meal okuyanın namazı mı kabul olmaz?
Meal okumayanın namazı mı kabul olmaz?

"Sarhoşken NE DEDİĞİNİZİ BİLİNCEYE KADAR namaza yaklaşmayın"

Alimler arapça öğrenene kadar ana dilde meale cevaz vermişler idi, 
ancak sonradan ne oldu ise oldu ve biz mahrum kaldık, 
Namazın en hafifine, namazın en kısasına, namazın en nakısına, namazın en kötüsüne mahkum kaldık

mahrum ve mahkum bir namaz kılmak istemiyorsak
ve arapça öğrenmemiyorsak, ki çok zor
ne imamhatipliler bilir arapçayı, ne liseliler ne üniversiteliler bilir ingilizceyi, almancayı
sınavı vermek ile dili bilmek arasındaki fark, 
ne dediğini bilerek namaz kılmak ile ne dediğini bilmeden namaz kılmak arasındaki fark kadardır.

tek yol mealli bir mushaf edinmek ve namazda zammı sureden sonra okumak

ya ben şimdi ne söylediğimi biliyormuyum?
nereden nereye geldim
kıldığım namazlardaki soğukluktan, monotonluktan, ruhsuzluktan şikayetçiydim
yaklaşık bir ay önce nasıl namaz diye yazmaya-düşünmeye-okumaya başladım
ne oluyor bana dediğim bir noktaya geldim
şimdi kalkmış mealle namaz kılmayı teklif ediyorum.

ne söylediğimi biliyormuyum?
evet biliyorum.
ne söylediğinizi bilmeden namaza yaklaşmayın diyorum.
arapça bilmiyorum diye kuran ile namazı ayırmayın diyorum.

Galiba namazın kabulu kabul olmaması korkusuda Allah tasavvuru ile alakalı

Kılı kırk yaran bir Allah mı?, 
Hataları affeden, görmezden gelen Rahman Rahim bir Allah mı?

Arapların Rabbi olan Arapçadan başka dili reddeden bir Allah mı? 
İnsanlığın Rabbi olan bir Allah mı?

Namazda, İnsanlar anlasa da anlamasa da, Allahı öğütlerinin ille de Arabistanın Mekke şehrinin Kureyş lehçesinde seslendirilmesini isteyen bir Allah mı?
Namazda, Allahın öğütlerinin İnsanın zihni ile buluşmasını, anlaşılmasını dileyen bir Allah mı?

Kıldığı namaza bakarak insanları cennetlik-cehennemlik diye sınıflandıran bir Allah mı?
Namazın bir sonucu olarak şekillendirdiğin hayatına bakarak sınıflandıran bir Allah mı?

Allahın bize namazı emretmesindeki muradı nedir? Allah neden kıraati emretmiştir? Allah neden kuranı emretmiştir? 
düşünmez misiniz?, akl etmezmisiniz?

Ben Rahmana secde ediyorum.

Herkeze ne söylediğini bildiği namazlar diliyorum

Esselamu Aleyna